Dünya Genelinde Tahvil Piyasalarında Satış Dalgası Devam Ediyor
Enflasyon korkuları, küresel tahvil piyasalarında satışları derinleştirerek etkisini sürdürüyor. Özellikle ABD ve diğer gelişmiş ülkelerde uzun vadeli borçlanma faizleri yükseliyor. Orta Doğu’daki çatışmaların yarattığı enerji şoku, enflasyonun yüksek kalacağı beklentisini artırarak devletlerin borçlanma maliyetlerini yukarı çekiyor.
Japonya’da 30 yıllık tahvil faizi, 0,07 puan artış göstererek %4,09 seviyesine ulaştı. Bu durum, piyasalarda yüksek enflasyon ihtimalinin oluşturduğu baskının açık bir göstergesi. ABD Hazine tahvillerinin 30 yıllık faizi ise %5,16 seviyesine çıkarak Ekim 2023’ten bu yana en yüksek seviyesini gördü. Tahvil faizleri ile fiyatlar arasında ters bir ilişki bulunuyor. Almanya’da, 15 yılın zirvesinde olan Avrupa devlet tahvilleri zayıflarken, Almanya’nın 30 yıllık tahvil faizi %3,69’a yükseldi ve bu, 2011’den bu yana görülen en yüksek düzey oldu.
Jefferies’in Avrupa Başekonomisti Mohit Kumar, “Enflasyon ve bütçe açığına dair endişeler, tahvil piyasası üzerinde baskı yaratıyor” dedi. Ayrıca, ABD ile İran arasındaki anlaşmanın hâlâ uzak olduğunu belirtti ve yüksek petrol fiyatlarının hükümetleri çeşitli destek önlemleri almaya itebileceğini, bunun da mali baskıyı artırabileceğini vurguladı.
Petrol Fiyatlarının Etkisi
Bugün tahvil faizlerindeki yükseliş, geçtiğimiz hafta yaşanan sert dalgalanmalara kıyasla daha yumuşak olsa da yatırımcılar, devam eden baskının sebeplerini petrol fiyatları ve enflasyon görünümündeki kaygılarla ilişkilendiriyor. Hürmüz Boğazı’nın yeniden açılmasına dair yeterli ilerleme kaydedilememesi, küresel ekonominin petrol arz sıkıntısıyla karşılaşma olasılığını artırıyor. İran’daki çatışmaların başladığı şubat ayından bu yana boğaz kapalı durumda bulunuyor. Uluslararası petrol göstergesi Brent ham petrolün varil fiyatı, erken işlemlerde %2 artarak 111 doların üzerine çıktı. Brent petrol, ABD ve İsrail’in İran’a yönelik ilk hava saldırılarından bu yana %50’den fazla değer kazandı.
Borsalardaki Negatif Yansımalar
Tahvil piyasalarındaki satışlar, hisse senedi piyasalarında da olumsuz etki yarattı. Japonya’da Nikkei 225 endeksi %1, Stoxx Europe 600 endeksi %0,7 düştü. S&P 500 endeksini takip eden vadeli kontratlar ise Wall Street açılışı öncesinde %0,6’lık bir düşüş gösterdi. Bu durum, bir önceki hafta yaşanan %1’i aşan kayıpların devamı niteliğinde oldu.
Standard Chartered Küresel Araştırma Başkanı Eric Robertsen, yatırımcıların dünya genelinde hükümetlerin hane halklarını yüksek enerji fiyatlarından korumak için alacakları önlemlerin kamu maliyesi üzerindeki etkisinden endişeli olduğunu belirtti. Robertsen, “Mali riskler, yılın ikinci yarısı için en önemli ekonomik ve finansal risklerden biri” ifadesini kullandı. Yaklaşık 80 ülke, enerji fiyatlarındaki tarihi artışın ekonomileri üzerindeki olumsuz etkilerini sınırlamak amacıyla acil tedbirler alma yoluna gitti.
Uzman Görüşleri
ANZ Araştırma Başkanı Richard Yetsenga, mevcut durumun endişe verici olduğunu ve zayıf bir mali arka planla karşı karşıya olunduğunu belirtti. Yetsenga, “Enerji krizi, hükümetlerin sübvanse etme baskısını artırarak mali durumu olumsuz etkiliyor” dedi. Barclays Makro Stratejisti Mitul Kotecha ise, petrol fiyatlarına yönelik endişelerin, ABD Başkanı Donald Trump ile Çin Devlet Başkanı Şi Cinping arasındaki zirvenin Hürmüz Boğazı konusunda ilerleme sağlamamasıyla daha da arttığını ifade etti. Kotecha, “Enerji piyasalarında bir dönüm noktasında olabileceğimize dair korkular var” dedi.
