ABD ve İsrail’in İran’a Yönelik Saldırıları: Türkiye Ekonomisi Üzerindeki Olası Etkiler
İktisatçı Mahfi Eğilmez, ABD ve İsrail’in İran’a yönelik askeri müdahalesinin küresel piyasalara ve Türkiye ekonomisine olası etkilerini değerlendirdi. Eğilmez, petrol fiyatlarındaki artışın cari açık ve enflasyon üzerindeki olumsuz yansımalarına dikkat çekerek, jeopolitik gerilimin uzun vadede ciddi ekonomik sonuçlar doğurabileceğini belirtti.
Eğilmez, “Aptallardan Uzak Durun” başlıklı yazısında, ABD’nin eski Başkanı Trump’ın savaş stratejisini eleştirdi. Eğilmez, başlangıçta kısa sürede sona ereceği düşünülen savaşın, İran’ın direnişiyle uzayabileceğini vurguladı. Savaşın onuncu günü itibarıyla petrol fiyatlarının önemli ölçüde yükseldiğini belirten Eğilmez, şu ifadeleri kullandı:
- “Brent petrolün varil fiyatı 110 dolara ulaşmış durumda.”
- “Orta Vadeli Program’da (OVP), 2026 yılı için petrol fiyatı tahmini 65 dolardı.”
- “Bu durumda yaklaşık 45 dolarlık bir sapma söz konusu.”
Petrol fiyatlarındaki her 10 dolarlık artışın Türkiye’nin cari açığını 2,5 milyar dolar artırdığını ifade eden Eğilmez, enflasyonu da yaklaşık 1 puan yukarı çektiğini belirtti. Buna göre, mevcut petrol fiyatlarının etkisiyle cari açığın 11 milyar dolar büyümesi ve enflasyonun 4,5 puan artması bekleniyor. Bu hesaplamalar, yalnızca doğrudan etkileri kapsamaktadır.
Petrol, enerji piyasasında temel bir referans olduğu için, diğer enerji fiyatlarının da yükselmesi kaçınılmaz görünüyor. Eğilmez, savaşın yaz ayları boyunca devam etmesi halinde turizm gelirlerinin de olumsuz etkilenebileceğini öngörüyor. Bu durum, cari açığın toplam etkisinin 15-16 milyar dolara kadar çıkabileceği anlamına geliyor.
Olumsuz etkiler yalnızca cari açık ve enflasyon ile sınırlı kalmayacak. Bütçe dengeleri de bu gelişmelerden ciddi şekilde etkilenebilir. Belirsizliklerin artması, yatırımların ertelenmesine yol açabilir ve bu durum istihdam üzerinde baskı oluşturabilir.
Bu gelişmelerin yalnızca Türkiye için değil, petrol ithal eden diğer ülkeler için de sorun yaratacağına dikkat çeken Eğilmez, Avrupa ülkelerinin durumu hakkında şu bilgileri paylaştı:
- “Kuzey Denizi’nden petrol çıkaran Norveç dışındaki Avrupa ülkeleri olumsuz bir tablo ile karşı karşıya.”
- “İran, ABD’nin taleplerini kabul etmeye niyetli görünmüyor.”
İran’ın direnişini artırdığını belirten Eğilmez, Hürmüz Boğazı’nın kapatılmasının başlangıçta İran’a mal edildiğini, ancak zamanla sorumluluğun Trump’ın politikalarına kaydığını ifade etti. Ayrıca, İran’ın Körfez ülkelerinin hava savunma sistemlerini aşabilmesinin ciddi bir sorgulamaya yol açtığını ekledi.
Çin ve Rusya’nın savaşta doğrudan yer almadığını, ancak İran’a stratejik destek sağladıklarını belirten Eğilmez, bu durumun küresel dengeleri değiştirebilecek bir etki yaratabileceğini vurguladı. ABD ile Avrupa arasındaki mesafenin açılmakta olduğunu ve bu durumun müttefiklerde rahatsızlık yarattığını ifade etti. Eğilmez, Trump’ın savaş yetkilerini genişletme taleplerinin Kongre tarafından kabul görmediğini; bu durumun ABD’nin uluslararası itibarını daha da zedelediğini belirtti.
Sonuç olarak, nükleer silah kullanımının bile konuşulmaya başlanması, durumun ne kadar tehlikeli bir noktaya geldiğini gösteriyor. Eğilmez, bu karmaşık tabloyu Sun Tzu’nun “Aptallardan uzak dur; en azılı düşmandan bile daha yıkıcıdırlar.” sözüyle özetledi. Amerikan toplumunun bu öğüdü dinlememenin bedelini yalnızca kendisinin değil, tüm dünyanın ödeyeceğini vurguladı.
