Türkiye’de Kadınların Ekonomik Hayata Katılımı ve Cinsiyet Eşitsizliği
Türkiye Kadın Girişimciler Derneği (KAGİDER) Başkanı Esra Bezircioğlu, kadınların ekonomik hayata katılımının artırılmasının sürdürülebilir büyüme ve rekabet gücü açısından hayati bir öneme sahip olduğunu belirtti. “Kadınlar fırsatlar eşitlendiğinde sadece başarıya ulaşmaz, dünyayı dönüştürür,” ifadelerini kullandı. Türkiye İstatistik Kurumu ve UN Women Türkiye’nin yayımladığı “Türkiye’de İstatistiklerle Kadın 2025” raporu, kadınların ekonomideki rolünü net bir şekilde ortaya koyuyor.
Türkiye’de kadınlar, işgücüne katılım, istihdam ve ücret alanlarında erkeklerin gerisinde kalmaya devam ediyor. Türkiye nüfusunun yarısını oluşturan kadınların işgücüne katılım oranı yüzde 36,8 iken, erkeklerde bu oran yüzde 72 olarak kaydediliyor. İstihdam oranları da benzer bir eşitsizlik gösteriyor; kadınların istihdam oranı yüzde 32,5, erkeklerde ise bu oran yüzde 66,9 seviyesinde. Türkiye, Avrupa Birliği 27 ülke ortalaması olan yüzde 75,8’in oldukça gerisinde kalıyor.
İşsizlik oranları da cinsiyetler arasında belirgin bir farkla seyrediyor. Kadın işsizlik oranı yüzde 11,8 iken, erkek işsizlik oranı yüzde 7,1 seviyesinde. Türkiye’de 33 milyonu geçen çalışma çağındaki kadın nüfusunun yüzde 64’ü işgücüne katılamıyor. İstihdam edilen her 10 kadından 3’ü ise kayıt dışı işlerde çalışıyor. Dünya Ekonomik Forumu’nun 2025 Küresel Cinsiyet Açığı Raporu’na göre Türkiye, 148 ülke arasında 135’inci sırada yer almakta.
İşgücüne dahil olamayan kadınların yüzde 35’i, bunun temel nedeninin ev işleri olduğunu ifade ediyor. Kadınların işgücüne katılamama nedenlerine bakıldığında, 5 milyon 925 bin kadının ev işleriyle meşgul olduğu, 1 milyon 567 bin kadının iş aramadığı ve 1 milyon 513 bin kadının iş bulma umudunun kalmadığı görülüyor. Ayrıca, 5 milyon 346 bin kadın ise çalışamayacak durumda. Hane içindeki zaman kullanımı da bu eşitsizliği net bir biçimde gözler önüne seriyor. Kadınlar, bir günde hanehalkı ve aile bakımı için ortalama 4 saat 35 dakika ayırırken, erkekler sadece 53 dakika ayırıyor.
Ücret eşitsizliği de eğitim düzeyine bağlı olarak devam ediyor. Yükseköğretim mezunları arasında cinsiyetler arası ücret farkı yüzde 17,4 ile en yüksek seviyeye ulaşıyor. Yönetim kademelerindeki kadın temsili sınırlı; üst ve orta düzey yönetici pozisyonlarında kadınların oranı yalnızca yüzde 21,5. Borsa İstanbul’da işlem gören en büyük 50 şirketin yönetim kurulu üyeleri arasında, 2016 yılında yüzde 12,2 olan kadın üye oranı, 2025 yılında yalnızca yüzde 18,3’e çıkacak.
Siyasette de kadın temsil oranı düşük kalıyor. Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde kadın milletvekili oranı yüzde 19,9 iken, yerel yönetimlerde belediye başkanı olan kadınların oranı yalnızca yüzde 5,6 seviyesinde. Veriler, Türkiye’de işgücü piyasasında genel göstergelerde iyileşme bulunsa da, kadınların istihdama katılımı ve iş bulma olanakları açısından cinsiyet farkının belirgin olduğunu ortaya koyuyor. Özellikle genç kadınlar için işgücüne katılımın artırılması, işgücü piyasasının önemli başlıklarından biri olmayı sürdürüyor.
8 Mart Dünya Kadınlar Günü vesilesiyle bir mesaj veren Esra Bezircioğlu, kadınların ekonomik hayata katılımının artırılmasının ülke ekonomisinin büyümesi için hayati önem taşıdığına dikkat çekti. Türkiye’deki yaklaşık 33,7 milyon kadın arasından yalnızca 11,7 milyonunun iş gücüne katıldığını belirten Bezircioğlu, milyonlarca kadının sahip olduğu bilgi ve becerilere rağmen ekonomik hayattan dışlandığını vurguladı. “Kadınların üretime, girişimciliğe ve karar alma süreçlerine daha güçlü katılması hayati önem taşımaktadır,” dedi.
Genç Yönetici ve İş İnsanları Derneği (GYİAD) Yönetim Kurulu Başkanı Başak Öğütken Çetinkaya, iş dünyasında toplumsal cinsiyet eşitliğinin artık sadece bir sosyal sorumluluk değil, ekonomik sürdürülebilirliğin temel unsurlarından biri olduğunu ifade etti. Çetinkaya, “Eşit temsili artık iyi niyet meselesi olarak göremeyiz. Bu, rekabet gücünün ve uzun vadeli kalkınmanın ayrılmaz bir parçasıdır,” diyerek bu konunun önemini vurguladı.
8 Mart, yalnızca bir kutlama değil; aynı zamanda kamu ve iş dünyasının bu alandaki eksiklikleri gözden geçirip, kadınların potansiyelini hayata geçirmesi gereken bir gündür. Eşitlik, daha güçlü bir ekonomi ve sürdürülebilir bir gelecek için stratejik bir gerekliliktir.
