Ayetullah Hamaney’in Ölümü: İran’daki Dini Yönetim Üzerindeki Etkileri
Dini lider Ayetullah Ali Hamaney’in ölümü, İran’ın dini yönetimi açısından büyük bir darbe olarak değerlendiriliyor. Ancak uzmanlar, bu durumun İslam Cumhuriyeti’nin çöküşüne yol açacağının kesin bir garanti olmadığını belirtiyor. Hamaney, yaklaşık kırk yıl boyunca ülkenin en yüksek otoritesi ve ruhani lideri olarak görev yaptı. Mevcut sistemin sürekliliğinin sağlanması için tasarlandığı ifade ediliyor.
86 yaşındaki Hamaney, başkent Tahran’daki ikametgahına düzenlenen hava saldırısında hayatını kaybetti. Bu saldırı, Amerika Birleşik Devletleri ve İsrail tarafından İran’ın askeri ve siyasi liderliğine yönelik gerçekleştirilen bombardımanlar sırasında gerçekleşti. İsrail merkezli Ulusal Güvenlik Çalışmaları Enstitüsü’nde araştırmacı olan Danny Citrinowicz, “Hamaney otuz yılı aşkın bir süredir İran’ın siyasi yörüngesini şekillendirmiş olsa da, İslam Cumhuriyeti yalnızca tek bir kişiye dayalı bir rejim değildir.” dedi.
1979 İslam Devrimi’nden bu yana iktidarda olan teokrasi, siyasi, askeri ve dini kurumlar tarafından destekleniyor. Bu yapılar arasında dini liderlikteki siyasi oluşumlar, Devrim Muhafızları Ordusu (DMO) ve Anayasayı Koruyucular Konseyi gibi anayasal organlar yer alıyor. Citrinowicz, dış saldırı altındaki devrimci sistemlerin parçalanmaktansa konsolide olma eğiliminde olduğunu vurguladı. “Dini liderin ortadan kaldırılmasının rejimin çöküşüne neden olacağı varsayımı spekülatiftir. Bu durum, seçkinler arasında daha fazla uyum ve daha sert bir tutum üretmesine yol açabilir.” ifadelerini kullandı.
Mevcut yönetim, bir otorite boşluğunun sistemi istikrarsızlaştırmasından endişe ederek hızla yeni bir lider belirlemeye yöneldi. Yönetim Konseyi ve Geçiş Dönemi İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, 1 Mart tarihinde yaptığı açıklamada, yeni bir dini liderin önümüzdeki birkaç gün içinde Uzmanlar Meclisi tarafından seçilebileceğini duyurdu. Bu süre zarfında ülke, Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, Yargı Erki Başkanı Gulamhüseyin Muhsini Ejei ve dini yapılanmanın kıdemli isimlerinden Alireza Arafi’nin yer aldığı geçici bir konsey tarafından yönetilecek.
Uzmanlar, ülkenin ana politika yapıcı organı olan Ulusal Yüksek Güvenlik Konseyi (UYGK) tarafından idare edildiğini vurguladı. UYGK’nın başında, Haziran 2025’te İsrail ile yaşanan 12 günlük savaştan bu yana önemli bir güç olarak öne çıkan Ali Laricani bulunuyor. Hamaney’e sadık pragmatik bir isim olan Laricani ve Devrim Muhafızları ile bağlantılı Meclis Başkanı Muhammed Bakır Galibaf’ın, giderek daha belirgin bir rol oynaması öngörülüyor.
Hamaney’e yönelik suikastın ardından, piyasalarda en çok merak edilen konu, yerine kimin geçeceği oldu. Kağıt üzerinde Uzmanlar Meclisi bir seçim gerçekleştirse de, ABD ve İsrail saldırılarının yarattığı tehdit nedeniyle sürecin daha küçük bir üst düzey yetkili grubuyla yönetilmesi bekleniyor. Seçilecek lider, İran’ın gelecekteki yönelimini şekillendirecek önemli bir figür olacak.
New York merkezli Eurasia Group’un İran analisti Gregory Brew, “Eğer Hamaney’in neslinden yaşlı ve sertlik yanlısı bir din adamı ortaya çıkarsa, bu, rejimin baskıyı artırdığını ve tabanını konsolide ettiğinin güçlü bir işareti olacaktır. Ancak, daha genç ve muhtemelen reformist referanslara sahip birinin seçilmesi de ihtimal dahilindedir.” dedi.
Hamaney’in ölümü, İran’ın geleceğini belirsiz bir duruma sokarken, asıl soru ideolojide değil, güvenlik güçlerinin birliğinde yer alıyor.
