Orta Doğu’daki Sağlık Sistemleri Kriz Tehlikesiyle Karşı Karşıya
Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ), Orta Doğu’da süregelen bölgesel çatışmaların sağlık sistemleri üzerinde ciddi bir baskı oluşturduğunu açıkladı. Son on gün içinde yaşanan olayların ardından, bölgedeki sağlık altyapısının büyük bir tehdit altında olduğu vurgulandı.
Birleşmiş Milletler’e bağlı sağlık ajansı DSÖ, çatışmaların yoğunlaşması sonucu binlerce insanın hayatını kaybettiğini veya yaralandığını belirtti. Raporlara göre, özellikle İran, Lübnan ve İsrail’de meydana gelen olaylar, bu ülkelerdeki sağlık sistemlerinin zayıflamasına yol açtı.
- İran: 1,300’den fazla ölü, yaklaşık 9,000 yaralı
- Lübnan: En az 570 ölü, 1,400’den fazla yaralı
- İsrail: 15 ölü, 2,142 yaralı
DSÖ, sağlık tesislerine ve sağlık personeline yönelik saldırıların arttığını da duyurdu. 28 Şubat’tan bu yana sağlık hizmetlerine yönelik toplamda 44 saldırı tespit edildi. Bu saldırılar sonucunda sağlık çalışanları arasında can kaybı ve yaralanma vakaları yaşanıyor.
DSÖ Genel Direktörü Tedros Adhanom Ghebreyesus, sosyal medya platformu X üzerinden yaptığı açıklamada, “Sağlık hizmetlerine yönelik saldırılar artıyor,” ifadelerini kullandı. Ghebreyesus, bu durumun sadece can kaybına neden olmakla kalmayıp, aynı zamanda toplulukların en çok ihtiyaç duyduğu anlarda kritik sağlık hizmetlerinden mahrum kalmasına yol açtığını belirtti.
Orta Doğu’daki bu çatışmaların sağlık alanında yarattığı olumsuz etkiler, uluslararası toplum tarafından dikkatle izleniyor. Birçok sağlık kuruluşu, bölgedeki insani krizi aşmak için acil müdahale çağrısında bulunuyor. Sağlık sistemlerinin yeniden inşası ve hastaların ihtiyaçlarına cevap verebilmesi için uluslararası destek şart görünüyor.
İran’da ayrıca dijital iletişimde yaşanan sıkıntılar da dikkat çekiyor. Ülkede internet bağlantılarında %98’lik bir düşüş yaşandı. Bu durum, iletişim hakları örgütleri tarafından kınandı ve derhal internet erişiminin sağlanması gerektiği ifade edildi.
Yaşanan bu olaylar, Orta Doğu’daki sağlık krizinin derinleşmesini önlemek amacıyla uluslararası toplumun acil olarak harekete geçmesi gerektiğini gösteriyor. Sağlık alanındaki bu sorunların çözümü için hem yerel hem de küresel düzeyde işbirliği ve dayanışma hayati önem taşıyor.
