Merkez Bankası Rezervlerinde Düşüş Devam Ediyor
Orta Doğu’da yaşanan savaşın üçüncü haftasında, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) rezervlerinde önemli bir azalma gözlemlendi. 19 Mart itibarıyla, merkez bankasının toplam rezervleri 12,1 milyar dolar düşerek 177,5 milyar dolara geriledi. Bu durum, uluslararası piyasalarda yaşanan belirsizliklerin etkisini gösteriyor.
TCMB’nin yayımladığı Uluslararası Rezervler ve Döviz Likiditesi verilerine göre, toplam rezervlerdeki azalma bir önceki haftaya göre yüzde 6,4 olarak kaydedildi. Bu dönemde döviz varlıkları yüzde 12,2 oranında artış göstererek 53,6 milyar dolara ulaşırken, altın cinsinden rezerv varlıkları ise yüzde 13,4 oranında azalarak 116,2 milyar dolara düştü. IMF rezerv pozisyonu ve Özel Çekme Hakkı (SDR) toplamı ise sabit kalarak 7,7 milyar dolarda kaldı.
- Döviz Varlıkları: 53,6 milyar dolar (yüzde 12,2 artış)
- Altın Rezervleri: 116,2 milyar dolar (yüzde 13,4 azalış)
- IMF Rezerv Pozisyonu ve SDR: 7,7 milyar dolar (sabit)
Merkez Bankası rezervleri, savaşın başlamasından önce, 27 Şubat haftasında 210,3 milyar dolar seviyesindeydi. Bu son düşüşle birlikte, savaşın başladığı günden bu yana toplam rezerv kaybı 32,8 milyar dolara ulaştı. Bu durum, ekonomik istikrar açısından endişeleri artıran bir gelişme olarak değerlendiriliyor.
Ayrıca, Ekim ayının sonlarına doğru yurt içindeki madenlerde üretilen altın için ön alım hakkından vazgeçen TCMB, son dönemde yeniden yerli altın alımına başladığını duyurdu. Bu hamle, hem ekonomik istikrarı sağlama hem de rezervleri güçlendirme anlamında önemli bir adım olarak öne çıkıyor.
Yerli altın alımına dönüş, Merkez Bankası’nın döviz rezervlerini destekleme çabalarının bir parçası olarak değerlendiriliyor. Uzmanlar, bu adımın döviz kurlarındaki dalgalanmaları kontrol altında tutmaya yardımcı olabileceği görüşündeler.
Ekonomik belirsizliklerin sürdüğü bu dönemde, Merkez Bankası’nın alacağı yeni önlemler ve stratejiler merakla bekleniyor. Rezerv kayıplarının devam etmesi, piyasalarda dalgalanmalara neden olabilirken, bu durumun önüne geçebilmek için atılacak adımlar büyük önem taşıyor.
