Orta Doğu’daki Askeri Gerilim Türkiye Ekonomisini Tehdit Ediyor
Orta Doğu’daki artan askeri gerilim, Türkiye’nin enerji kaynakları açısından yeni riskler ortaya çıkarıyor. Uzmanlar, bu durumun özellikle petrol fiyatlarındaki artışla birlikte enflasyon ve cari açık üzerindeki etkilerine dikkat çekiyor.
ABD ve İsrail’in İran’a yönelik askeri harekâtı sonrasında, bölgedeki gerginlik enerji piyasalarını etkiliyor ve Türkiye ekonomisini tehdit eden yeni riskler oluşturuyor. Ekonomistler, petrol fiyatlarındaki her 10 dolarlık artışın Türkiye’de enflasyonu yaklaşık 1 puan artırabileceğini ve cari açığı da milyarlarca dolar artırma potansiyeline sahip olduğunu belirtiyor.
İktisatçı Mahfi Eğilmez, petrol fiyatlarındaki artışın Türkiye için ilk etkisini akaryakıt fiyatlarında göstereceğini ifade etti. Eğilmez, “Akaryakıt fiyatları yükseldikçe, taşımacılık maliyetleri de artacak. Bu durum, gıda üretim maliyetlerini de yükseltecektir,” dedi. Ayrıca, enerji faturalarının artması nedeniyle döviz ihtiyacının çoğalacağını ve bunun da döviz kuru üzerinde baskı yaratacağını vurguladı.
- Petrol fiyatlarındaki artışın etkileri:
- Her 10 dolarlık artış, cari açığı 2,5 milyar dolar artırıyor.
- Enflasyon üzerine etkisi ise 1 puana kadar çıkabiliyor.
- Petrolün varil fiyatı 100 dolara yükselirse, cari açık 9 milyar dolara, enflasyon ise 3-3,5 puana kadar çıkabilir.
Ekonomist Alaattin Aktaş, Orta Doğu’daki çatışmanın, Türkiye’nin enflasyon hedeflerini zorlayabileceğini belirtiyor. Aktaş, ham petrol fiyatlarındaki artışın akaryakıt zammı üzerinden etkisini göstereceğini ve bu durumun bütçe üzerinde yük oluşturabileceğini ifade etti. Hükümetin, eşel mobil uygulaması aracılığıyla zamları ertelediğini ancak petrol fiyatlarının daha da artması durumunda bu ertelemenin mümkün olmayabileceğini kaydetti.
Aktaş, cari açığın aşırı artmasının şehir efsanesi olduğunu ve “önce finansman sağlanır, sonra açık verilir” ilkesini hatırlatarak, yurt dışından finansman sağlanmasında sorun çıkmasının normal olduğunu belirtti. Ayrıca, enerji ithalatına dayalı cari açık artışının gerçekçi bir beklenti olmadığını vurguladı.
Öte yandan, turizm ve taşımacılık sektörlerinin bu durumdan olumlu etkilenebileceğini söyleyen Aktaş, Körfez ülkelerinden ve Mısır’dan Türkiye’ye bir turist akışı olabileceğini de ekledi. Bu durum, Türkiye’nin dış ticaret açığının kaynaklı bir cari açık artışı yaşamayabileceği anlamına geliyor.
İstanbul Nişantaşı Üniversitesi’nden Prof. Dr. Zeynep Ökten, petrol fiyatlarındaki artışın maliyet yanlı enflasyonu artırabileceğine dikkat çekiyor. Ökten, Merkez Bankası’nın 15-21 aralığında petrol fiyatını 60 dolar/varil olarak alarak yaptığını belirtti. Eğer petrol fiyatları 80-100 dolara çıkarsa, faiz indiriminin durabileceğini, 100 doların üstünde ise faiz artırımının gündeme gelebileceğini ifade etti.
Son olarak, İstanbul Bilgi Üniversitesi’nden Prof. Dr. Erhan Aslanoğlu, petrol fiyatlarındaki her 10 dolarlık artışın cari açığı 4 milyar dolar artıracağını ve enflasyona 1-1,5 puan arasında etkide bulunabileceğini söyledi. Eğer Hürmüz Boğazı kapatılırsa ve petrol fiyatları 100-150 dolar bandına yükselirse, enflasyon oranlarında ciddi sapmaların olabileceğini belirtti.
Bu süreçte, piyasanın enflasyon ve faiz beklentileri de değişime uğrayabilir. Uzmanlar, alınacak önlemlerin bütçe üzerinde yük oluşturabileceğini ve bu durumun yatırım stratejilerini etkileyebileceğini ifade ediyor.
