İran’da Öğrenci Protestoları Yeni Bir Aşama Katetti
İran’da üniversitelerin yüz yüze eğitime açılmasıyla birlikte başlayan öğrenci protestoları, oturma eylemleri ve rejim karşıtı sloganlarla yeni bir boyut kazandı. 21 Şubat 2026 tarihinde, yani kanlı Ocak ayaklanmasının ardından üniversitelerin açıldığı ilk gün, pek çok şehirde öğrenciler sınıflara değil, protesto alanlarına yöneldi. Tahran başta olmak üzere birçok şehirde beşinci gününe giren eylemlerde, anma törenleri ve oturma eylemleri dikkat çekiyor.
Üniversite yönetimlerinin güvenlik gerekçesiyle dersleri çevrimiçi platformlara taşıma girişimleri ve disiplin soruşturmaları, kampüslerdeki hareketliliği durdurmaya yetmiyor.
Anma Ritüellerinin Siyasi Taleplerle Birleşmesi
Üniversitelerdeki eylemler, sadece bir “normale dönüş” reddi değil, aynı zamanda Ocak ayında hayatını kaybeden öğrencilerin kolektif anmalarını da içeriyor. Tahran Üniversitesi Sosyal Bilimler Fakültesi’nde toplanan öğrenciler, “Kadın, Yaşam, Özgürlük – Bir İran Cumhuriyeti” sloganları atarak siyasi duruşlarını sergiliyor. Bazı kampüslerde Rıza Pehlevi destekçilerinin monarşi yanlısı sloganlar attığı görülse de, genel atmosfer otoriter projelere karşı net bir mesafe koruyor.
Protestoların Performatif Boyutu
Sessiz oturma eylemleri düzenleyen öğrenciler, hayatını kaybedenlerin isimlerini yüksek sesle okuyarak ve “Ey İran” gibi vatansever şarkılar söyleyerek dikkat çekiyor. Alzahra ve Emir Kebir üniversitelerinde İslam Cumhuriyeti bayrağının yakıldığı ve Alzahra’da çatışmalar sırasında Besic üyelerine devlet yardımlarının sembolü olan “sandoos” (meyve suyu paketleri) fırlatıldığı bildiriliyor.
Kampüs Bazlı Direniş ve Simgesel Kayıplar
Tahran Üniversitesi’nde, 23 Şubat 2026 tarihinde İtalyan Dili ve Edebiyatı öğrencisi Raha Behloulipour için düzenlenen anma töreninde, “Bu çiçek paramparça oldu, hediyesi vatan oldu” sloganları yükseldi. Diğer bir tören ise Mohammadreza Moradali için gerçekleştirildi. Öğrenciler, Besic güçlerinin cenazeyi rejim yanlısı bir figür gibi gösterme çabalarını engelleyerek alanın kontrolünü sağladı.
Güvenlik Güçlerinin Müdahalesi
Kampüslerdeki baskı, sadece resmi güvenlik güçleri aracılığıyla değil, aynı zamanda öğrenci Besic yapılanması ve üniversite güvenliği (harasat) üzerinden de yürütülüyor. Tahran Üniversitesi’nde kapı kontrolleri sıkılaştırılırken, Firdevsi Üniversitesi’nde eylemleri bölmeye çalışan Besic üyeleri “Yalancı Besici, öğrenci kartın nerede?” sloganlarıyla yuhalandı. Bazı teknik üniversitelerde göz yaşartıcı gaz ve biber gazı kullanıldığı, Hoca Nasireddin Tusi Teknoloji Üniversitesi’nde bir öğrencinin ağır yaralandığı bildiriliyor.
Disiplin Cezaları ve Ailelere Yönelik Baskılar
İran Sanat Üniversitesi’nde sivil güçler tarafından gözaltına alınan bazı öğrenciler için kampüslerde serbest bırakılma çağrıları yapılıyor. Tahran’da üç gün içinde en az 180 öğrenciye telefonla tebligat gönderildiği, 60’tan fazla öğrencinin kampüse girişi yasaklandığı ifade ediliyor. Alzahra Üniversitesi’nde yüz tanıma sistemiyle denetimlerin artırıldığı belirtiliyor.
Eğitimin Çevrimiçi Modeli
Üniversite yönetimleri, kampüslerdeki kalabalığı azaltmak amacıyla eğitim faaliyetlerini hızla dijital ortama taşıyor. İslami Azad Üniversitesi, Ramazan ayını ve program çakışmalarını gerekçe göstererek teorik derslerin 28 Şubat’tan 20 Mart’a kadar çevrimiçi yapılacağını duyurdu. Kürdistan, Zanjan ve Harazmi üniversiteleri de benzer kararlar alarak lisans eğitimlerini uzaktan sürdüreceklerini açıkladı.
İran Sağlık Bakanlığı yetkilileri, Ocak ayındaki protestolar sırasında “yaklaşık 100” öğrencinin hayatını kaybettiğini kabul etti. Ancak insan hakları örgütleri, çok daha ağır bir tablo sunuyor.
